LinkWithin

Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin

31 Aralık 2012

2013...

Sadece Sağlık..
Önce sevdiklerimin sonra kendi sağlığımdan başka bir şey istemiyorum yeni yıldan..
Sağlık olunca , huzurlu da olursun , mutlu da..
Sağlıklı olunca çalışırsın para da kazanırsın , istediğin şeyleri de alırsın..

SAĞLIK..
Senden sadece sağlık istiyorum yeni yıl.
2012 beni biraz üzdü gider ayak.
Sen üzme ne olur..

17 Aralık 2012

Babam..


Gidişi ile bizi hüzne boğan babam...
Sensiz kalışımın 3.yılı yarın...
Senin kokunu içime çekemeyişimin...
Seninle sırlarımı paylaşamayışımın...
Seni hala çok özleyişimin 3.yılı....

4 Aralık 2012

SGE MÜHENDİSLİK - Melekler 1 :)



Çalışanlarımızla bir patron gibi değil arkadaş gibi keyifli zaman geçirmeyi seviyorum...
Çalışmayı , üretmeyi seviyorum...
Ofis ortamından kareler paylaşmayı seviyorum..

Seviyorum işte :)

İçimde ki yolculuğun , bana yolculuğu :)


İçimde ki yolculuk blogunun gönlü zengin sahibesi sevgili Funda'nın bana gönderdiği bu değerli , önemli , çooooook özel hediyelerini sizlerin de görmesini çoook istedim. Funda'cım seni teşekkür etmek için aradım ama ulaşamdım buradan teşekkür etmek istedim , bir kardan adam manyağı olan ben için o kadar güzel bir hediye ki bu inan tahmin bile edemezsin.. Sağol canım arkadaşım... :)

30 Kasım 2012

KARDAN ADAM TUTKUSU..


Bu bende ki kardan adam tutkusu nereden geldi bilmiyorum , ama ben bu kardan adamı çoook seviyorum yaa... Şu keçe yapma işini bir becerebilsem de bunlardan yapabilsem.

29 Kasım 2012

Paspas ;)

Kapımın önüne paspas arıyorum :) bunu bulan bana haber verebilir mi ?

28 Kasım 2012

24 Kasım 2012

Doğa'nın için de Doğa..


Bugün okul da toplantımız vardı , ne zamandır fotoğraflamak istediğim ağacı görünce dayanamadım ve Doğa ile yanyana bir kareye sığdırdım , uzun bir aradan sonra acemi fotoğrafçıdan bir fotoğraf size :)

Çiçeğime Kitap Okuyorum...

Doğa'nın okulun da yeni bir kitap okuma kampanyası başladı " çiçeğime kitap okuyorum " adı. Çocuklar hem bir canlının bakımını üstlenirken , hem de kitap okuma alışkanlıklarını pekiştiriyorlar. Doğa'nın üzerin de çok etkili bir çalışma oldu bu . Okuması ciddi anlam da hızlandı ve daha anlaşılır oldu , tüm arkadaşlara tavsiyemizdir :)

9 Kasım 2012

Baykuş OJELERİ

Müdavimleri var biliyorum , benim  hiç tırnaklarım uzamadığı ve sürekli kırıldığı için hiç bir zaman böyle bir oje çalışmam olamayacak :) İlgilenenler için baykuşlu bir tasarım.

" Alıntıdır "

8 Kasım 2012

Gül motifli PUF...


Facebook'ta arkadaşım Aytaç eklemiş bu puf fotoğrafını , sence de harika durmuyor mu ? Keşke elimden gelse de yapabilsem....

7 Kasım 2012

Nar Matik :)

Dandik dedim , ne işe yarar yahu bu dedim , dediğime diyeceğime pişman oldum. En güzel buluşlardan biri :) kesinlikle alınmalı. Etrafa suyunu sıçratarak nar ayıklamaya son , ablam sağolsun A101'e gelince bana da almış ve iyi ki de almış . Şiddetle tavsiye ederim , fiyatı 3.95 ;)

20 Ekim 2012

Beta Mikrobu..

Sabah uyandık ,
" Anne ben konuşamıyorum "
Hemen doktorda aldık soluğu , inatçı beta mikrobu sarmış bizi , antibiyotil 10 gün boyunca , ağrı kesici ve bol ıhlamur. Okul için alınan iki günlük raporla kızım evde dinleniyor.

Duam , allahımın dermansız dert vermemesi....

11 Ekim 2012

Bunu İSTİYORUM... :)


Doğtaş :) Bu ikisini istiyorum.
Yatak odası 8 bin tl'cik.
Yemek odası da o civarda sanırım ve benim çoook çalışmam lazım çok :)

 Yatak odam çok eskidi 12 yıl oldu neredeyse. Dolaşırken bu seriye rastladım , 70 yılların esintisi ile hazırlanmış benim çok hoşuma gitti ama çok para ya. Keşke muadili bir şeyler bulabilsem...

Öfkelenenince neden bağırırız ?

Öfkelenince neden bağırırız?

Hintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş. Öğrencile

rden biri “çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince ermiş “ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız?” diye tekrar sormuş.

Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: “İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.”

“Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.”

Daha sonra ermiş öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş: “Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınl
aşacak yolu bulamayabilirsiniz.”

9 Ekim 2012

ISO 9001 :2008

Evet firmamız  iso almaya karar verdi , Temmuz ayından itibaren başladığımız hazırlıklarımız tamamlandı ve ben yarın denetleneceğim , heyecanlıyım , ne yapacağım derkennn , gelecek bayanın da soyadıının Gül olduğunu duymamla rahatladım :) Belki soyadı yüzünden denetlemeyi kaynatırım :)

Şaka bir yana heyecanlıyım , umarım yarın sorunsuz geçer ve bizler de müşterilerimize daha iyi hizmet verebilmek için almayı çok istediğimiz bu kalite belgesini alırız.

8 Ekim 2012

Clup AMAZON


Amazon Clup'de çingene arabasında uyumak , uyanmak bir başkadır :) Marmaris Bördübet'in eşsiz orman havasına alıştım sadece 4 günde. Buraya gitmeyi iple çekiyorum. Hayatım boyunca yaptığım tatiller arasın da en dinlendirici, en keyifli , en sıcak , en samimi tatil yeri burasıydı.Beş yıldızlı otel konforu arayanlar için berbat :) benim gibi doğa'ya aşık , salaş yerleri sevenler için mükemmel bir yerdi..

4 Ekim 2012

Acemiyim diyorum :)

Acemi fotoğrafçıyım dedim , fotoğraf yayınlamayı bile unuttum :)
Clup Amazon da , öyle köşe başın da duran deniz kabuğunu görüntülemişim..

23 Eylül 2012

Sevgiler , en büyüğünden..

Ne oldu bana bilmiyorum , blog kurup sonra uğramayan insanları görünce ,  ilgilenmeyecektin de ne diye açtın diyordum hep.
Ama öyle olmuyormuş , işlerin yoğunluğu , hayat telaşı , uzak tutabiliyormuş. Bahane belki bunlar ama asıl olan sanırım " yazmayı ve paylaşmayı " istemek. Galiba ben son bir yıldır bunu yapmak istemiyorum.

Paylaşacak o kadar çok şey varken , bunu yapmamak istemem de anormal ya :)
Kurbaam yeni okuluna başladı , biraz sorun yaşıyoruz ,sınıfında ki arkadaşlar bir yıl öncesinden tanıştıkları için gruplarını oluşturmuşlar , bizim ki de alışkın etrafın da çok arkadaş olmasına , biraz canı sıkkın , ama benim kızım sosyaldir  :) en kısa sürede arkadaş sayısını arttıracağına eminim.


11 Ağustos 2012

Ülser..

10 yıl önce yaptırdığım endoskopi sonucu ülser başlangıcım vardı. İki hafta önce mideme giren ağrı ile ne yapacağımı şaşırmış bir durumdayken tekrar endoskopi yaptırmaya karar verdim. Sonuç midede yaralar var , diyet var , oruç yok :( 

Verilen 5 kalem ilacı kullanıyorum , umarım işe yarar... bu ramazan kendimi çok kötü hissediyorum..25 yıldır aralıksız oruç tutan birinin , bu ramazan da oruç tutamayışı inanın çok üzücü.. her şeyin başının sağlık olduğunu bir kere daha görmüş oldum..


3 Ağustos 2012

Uzun bir ara , Doğa , Ben :)

Merhaba arkadaşlar , çok uzuun zaman olmuş bloğuma yazmayı.. benim ayıbım biliyorum.. hayatım da epey yoğun günler yaşadım , yaşıyorum. İşler çok yoğun , Doğa'nın sağlık problemleri , benim sağlık problemlerim derken , sanki biraz rutine girdik.

Doğa'mın ( kendisine minik kurbaaa dememe kızıyor artık :)) )  kan şekeri probleminin belki de hiç olmadığını öğrendik. Hala araştırmala deam ediyor , kan şekeri olmayabilir ama heterozigot mutantı var. Oda ne yahuu dediğini duyar gibiyim , b12 ve folik asit eksikliği ... Ne oluyor bu durumda , gazlı narkoz alamıyor , kanda pıhtılaşma görülebiliyor , yeme içmeye dikkat ediliyor , spor hayatında hep oluyor.

Bizde Doğa için bir karar aldık , devlet okulundan , Anafene terfi ettirdik , sağlık problemleri yüzünden devlet okulunun imkanları ile devam edemeyecektik. En  azından okul boyunca hemşire ve reviri olan bir yerde olması beni de psikolojik olarak rahatlatacak..

İşler çok yoğun , hızla bir büyüme sürecine girdik . Eleman sayımız artınca bende ki sorumluluklar da arttı. Reklam ve Halkla İlişkiler ünvanımın yanına bir de İnsan Kaynaklarını da ekledim.

Aşağıda dün akşam şirketimizin verdiği iftar yemeğinden bir kaç kare paylaşıp kaçıyorum :)




Daha sık burada olmayı çok istiyorum ve daha sık paylaşmayı....

27 Haziran 2012

Bebeğini kurularken :)


Nasıl faydalı bir ürün bu :) evde yapılabilecek basit bir uygulama ben ce ;)

26 Haziran 2012

17 Mayıs 2012

Pinyata Yapmak..

http://video.about.com/familycrafts/How-to-Make-a-Pinata.htm

Sekreter Arıyorum..

Arkadaşlar Ümraniye'de faaliyet gösteren firmamız için , ingilizce bilen , telefon trafiğine hakim , sekreter arıyoruz. İlgilenenler olursa ve bana mail ile ulaşırlarsa çook sevinirim.

8 Mayıs 2012

Böyle bir rafa kimse hayır demez sanırım , ben çok beğendim ve paylaşmak istedim arkadaşlar : )

"alıntıdır " 

17 Nisan 2012

BEYU...

Beyu markasını duyanınız var mı ? bilmiyorum... max factor den çok daha kaliteli ve iyi olduğunu duyduğum bu ürünün far ve fondötenini kullanıyorum ve çok memnunum. Her yer de bulunmadığı için özel olarak bir arkadaşımdan temin ediyorum. Neden yazdım :) içimden geldi...

14 Soruda 4+4+4

Okula başlama yaşı kaç olacak?

Kafaları en çok karıştıran konulardan biri de okula başlama yaşı oldu. Bu seneye kadar çocukların ilköğretime başlama yaşı 72-84 ay aralığındaydı. Ancak yeni sistemle okula başlama yaşı 60 ay ile 72 ay arasında olarak belirlendi. Buna göre, 6 yaşından gün alan çocuklarla 7 yaşından gün alan çocuklar, ay farkına bakılmadan okula alınacak.

İlkokul bitince diploma alınacak mı?

Yeni sisteme göre, ilk 4 yıl öğrenciye bilgi vermekten çok okuma, yazma, kavrama ve oyuna dayalı bir sistem olacak. Öğrencinin yeteneklerini keşfetmesi sağlanacak. Ortaokula geçerken yeteneklerine göre okul belirlenecek. Ortaokula geçişte sertifika verilecek. Sertifika diploma yerine geçmeyecek.

4’üncü sınıftan sonra meslek seçimi olacak mı?

Yeni sistemin ilk kademesi olan 4 yıl bittikten sonra öğrenci ortaokula geçecek ve önüne 3 seçenek çıkacak: Genel ortaokul, mesleki / teknik ortaokul ve imam hatip ortaokulu.

Ortaokulda hazırlık sınıfı olacak mı?

Bütün ortaokullarda eğitim esnek olacak ve ilk yıl yabancı dil hazırlık okutulacak. Eski sistemde ortaokulda seçim hakkı yoktu ve yabancı dil hazırlık sınıfları yaygın değildi. Hazırlık sınıfı özel okullarda vardı.

Kuran seçmeli mi zorunlu mu olacak?

Genel ortaokulda İngilizce ağırlıklı eğitim verilecek. Matematik, Türkçe ve fen gibi zorunlu derslerinin yanı sıra seçmeli dersler olacak. Yasada Kur’an-ı Kerim ve Hz Peygamber’in hayatı dersleri seçmeli ders olarak belirtildi. Ancak diğer seçmeli dersler Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenecek. Öğrenciler ikinci bir yabancı dili de seçebilecek.

Meslek liselerinin orta bölümü açılacak mı?

Evet, 28 Şubat’la birlikte kapanan meslek ve teknik liselerinin orta kısımları yeniden açılıyor. Bu okullarda da eğitim modeli esnek bir yapıda olacak. Ortaokullarda öğrenci pratikten çok kitap üzerinde eğitim alacak. Öğrenci veya veli isteği doğrultusunda kısa programla fark derslerini vererek ortaokullar arası geçiş yapabilecek. Bu diğer ortaokullarda da geçerli olacak.

İHL’lerin orta kısmı açılıyor mu?

Yeni yasayla İmam hatip Liseleri’nin orta kısımları açılıyor. İmam hatip ortaokullarında da esnek eğitim modeli olacak ve diğer okullarda görülen dersleri seçmeli ders olarak alabilecek. Öğrenci zorunlu olarak Arapça ve İngilizce ders görecek ve isteği doğrultusunda seçmeli ders olarak diğer yabancı dilleri de seçebilecek. Bu okullarda Kur’an-ı Kerim dersleri basitleştirilerek gösterilecek.

Orta kısımda staj ve çıraklık olacak mı?

Hayır. Staj lisede başlayacak. Mesleki/teknik liselerde seçmeli ders ve yatay geçiş imkanı olacak. Öğrenci bölümüyle ilgili çıraklık eğitimi almak isterse 1 yıl okuduktan sonra staj eğitimi alabilecek. Öğrenci seçmeli ders olarak “Kur’an” ve “Peygamber’in Hayatı” derslerini alabilmesinin yanı sıra fen liselerinde gösterilen dersler veya yabancı dil seçenekleriyle eğitim alabilecek.

8’inci yıldan sonra ne olacak?

İkinci 4 olan ortaokul bittikten sonra öğrenciye yine diploma yerine hangi alanda eğitimini bitirdi ise sertifika verilecek. Öğrencinin lisede karşısına 4 farklı lise seçeneği çıkacak. Ancak öğrenci ortaokuldaki devamı olan liseyi değil de diğer okulları tercih edebilecek.

Genel liselerde eğitim nasıl olacak?

Genel liseleri tercih eden öğrenci yabancı dil ağırlıklı dersler alacak. Benzer yetenekteki çocuklarla özel sınıflar açılacak. Ayrıca öğrenci, isterse, sosyal bilimler, güzel sanatlar ve imam hatiplerin derslerinin yanısıra Kur’an-Kerim ve Peygamber’in Hayatı derslerini alabilecek.

İkinci 4’te açıköğretimi kimler seçebilecek?

En büyük tartışmayı yaratan maddelerden biri de 4’üncü sınıftan sonra isteyenlerin açıköğretimi seçebilmesi konusundaydı. Ancak hükümet bu maddeyi geri çekti. Sadece özürlüler gibi dezavantajlı gruplar ile üstün zekalıların da içinde bulunduğu kişiler açık öğretimden yararlanabilecek. Kimlerin açıköğretime gidebileceğine Bakanlar Kurulu karar verecek. Bu öğrencilerin sayısı örgün eğitim alacak öğrencilerin sayısının yüzde 1’ini geçmeyecek.

Diploma ne zaman alınacak?

Öğrencilere diploma 12 yılın sonunda verilecek ve tek diploma olacak. Öte yandan öğrencinin 4 yıl veya 8 yıl okumasının bir anlamı olmayacak ve öğrenci okulu yarıda bıraktığı takdirde eğitimsiz sayılacak. Ancak ortaokulu tamamlayanlara ilköğretim sertifikası verilecek.

Alevilik ve Hristiyanlık da seçmeli ders olacak mı?

Yeni eğitim sistemiyle birlikte isteğe göre okullarda İngilizce, Almanca, Fransızca dillerinin yanı sıra Kürtçe eğitim de verilebilecek. Okullarda İslam dininin yanı sıra isteğe göre Hristiyanlık, Musevilik, Alevilik ve Süryanilik gibi din ve mezheplerde de eğitim verilebilecek.

Meslek lisesini bitirenlerin katsayı farkı kalktı mı?

Evet, meslek liselerine üniversite giriş sınavlarında uygulanan katsayı yeni yasayla kaldırıldı. Meslek lisesi kökenli adaylara kendi alanlarına ilişkin tercih yaptıkları durumunda eklenen artı puanın kat sayısı da kaldırıldı. Üniversiteye yerleştirme puanlarının hesaplanmasında adayların orta öğretim başarıları da dikkate alınacak.








   2012-2013 eğitim öğretim yılında 1. Sınıfa hangi yaş aralığındaki öğrenciler başlayacak? 

Yeni eğitim sistemine göre, 2012-2013 eğitim öğretim yılında 15 Mart 2007 tarihinden önce doğan öğrencilerimiz zorunlu olarak 1. Sınıfa başlayacaklar. Bunun yanında 16 Mart 2007 ve 30 Eylül 2007  tarihleri arasında doğan öğrencilerimizin velilerinin         1. Sınıfa kaydıyla ilgili talepleri, öğrencimizin gelişiminin eğitimciler ve veliler tarafından desteklenmesiyle mümkün olabilecek.

v   Sınıfları oluştururken hangi kriterleri göz önünde bulunduracaksınız?

2012-2013 eğitim-öğretim yılı 1. Sınıf öğrenci yerleştirmeleri yapılırken öğrencinin içinde bulunduğu yaş gelişim özellikleri göz önünde bulundurulacak. Buna bağlı olarak 2006 yılı doğumlu öğrenciler ve 2007 yılı doğumlu öğrenciler ayrı sınıflarda eğitim alacaklardır.Bununla birlikte sınıfın kız-erkek dağılımı, öğrencinin sosyo-duygusal gelişimi, öğrenciyle ilgili özel durumlar belirleyici faktörler arasında olacaktır.

v   2007 doğumlu öğrencilerimizin yoğunluklu olduğu sınıflarda müfredatın içeriği farklılaştırılacak mı? 

MEB’ in belirlemiş olduğu 1. Sınıf müfredatı tüm öğrenciler için aynıdır. Bunun yanında, bizim Doğa Koleji olarak yaklaşımımız, ay olarak küçük öğrencilerimizin yoğunlaştığı sınıflarda kazanımlara ulaşılma sürelerinde farklılıklar olması yönündedir. Örneğin; seslerin tamamlanması süresi Ocak sonuyken, bu gruplarda bu hedef Mart sonunda tamamlanacaktır. Eğitimin sarmal yapıda ve disiplinler arasında ilişkiler temelinde olması öğrencilerin ikinci dönem sonu itibarıyla aynı standartta ve seviyede olmalarına olanak tanıyacaktır. Öğrencilerimiz 2. Sınıfa başladıklarında aralarında akademik açıdan farklılık oluşmayacaktır. 

v   60-66 ay arasındaki öğrencilerin velileri, çocuklarının 1. Sınıfa hazır bulunuşluğu hakkında geri bildirim desteğini nasıl alabilir?

Eğer 60-66 ay arasındaki öğrencilerin velileri, çocuklarını 1. Sınıfa gönderip göndermeme konusunda kararsızlık yaşıyorlarsa, okulumuzun Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi uzmanlarından destek isteyebilirler. 60-66 ay   grubunun okula hazır bulunuşlukları, akademik ve ruhsal gelişimleri esas alınacaktır. 5 yaş grubunda eğitim gören öğrencilere Metropolitian Okul Olgunluk Testi uygulanacaktır. Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi, bu öğrencilerin öğretmenlerini ve ailelerini bir araya getiren bir toplantı organize edecektir. Okul ve aile işbirliğiyle öğrencinin 1. Sınıfa başlamasıyla ilgili ortak bir karara varılacaktır. Bu yaş gurubu öğrencileri için, okul “öneren” konumundadır. Eğer aileler, öğrencinin 1. Sınıfa başlamasını talep ediyorsa, öğrencinin 1.sınıfa başlamasında herhangi bir engel yoktur. 

v   Hazırlık eğitimi almamış öğrenciler için “İlkokul Oryantasyon Programı”nda öğrencilere yönelik hangi çalışmalar yapılacak?

İlkokul Oryantasyon Programı, ilköğretim sınıf öğretmenleri tarafından desteklenen Akademik Süreç ve Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi tarafından yürütülen Psiko-Sosyal Süreç olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır. İlkokul Oryantasyon Programı, 30 Nisan 2012 tarihinde başlayacaktır. 

Öğrencilerimizin, sınıf içi ve sınıf dışı öğrenme ortamlarında nitelikli iletişim kurabilmeleri, konuşma, dinleme, anlama, yazma, görsel okuma ve görsel sunum temel becerilerini kazanabilmeleri ve okul olgunluğuna ulaşabilmeleri için ilköğretim sınıf öğretmenlerimizin hazırladıkları oryantasyon programına katılması sağlanacaktır. Aşamalı olarak uygulayacağımız bu programda, öğrencilerimiz 1. Sınıf öncesi gerekli zihinsel, fiziksel, sosyal ve duygusal olgunluğa yaklaşmış olacaktır. 

İlkokul Oryantasyon Programı kapsamında, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi, 2007 doğumlu bütün öğrencilerimize “Metropolitian Okul Olgunluk Testi” uygulayacaktır. Bu test 6 bölümden oluşmaktadır. Bu testin sonucunda, öğrencilerimizin entellektüel gelişimi, işitsel ve görsel dikkati, mantık becerileri, matematik ve sayı işlemlerindeki olgunluğu, yazı eğitiminde gerekli olan görsel modelleme becerisi ve ince kas gelişimi tespit edilecektir. Öğrencilerimizin güçlü ve zayıf yönleri, her öğrenci için ayrı ayrı belirlenecektir. Öğrencilerimizin kendi profilleri içinde zayıf kalan yönlerini desteklemek adına Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimimiz, velilere “ev görevleri” verecek, öğrencilerimizi de İlkokul Oryantasyon Programı dahilinde destekleyecektir. 

İlkokul Oryantasyon Programı dahilinde öğrencilerimiz, ilköğretim derslerine ve tenefüs simülasyonlarına katılarak buradaki atmosferi yaşayacaklardır. Ayrıca İlköğretimdeki revir, yemekhane, tuvalet, kantin gibi yaşam alanlarını tanıyarak, bu alanlardaki alışkanlıklar ve kurallarla ilgili farkındalık düzeyleri artırılacaktır.

v   2012-2013 eğitim - öğretim yılı yapılanmasıyla ilgili velilere yönelik ne gibi çalışmalar yapılacak?

Anaokulu ve ilköğretim yöneticilerimiz, kendi kampüslerinde 28 Nisan 2012 tarihinde, yeni sistemi anlatan bir bigilendirme toplantısı düzenleyecektir. 12 Mayıs 2012 tarihinde, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi, ilköğretime hazırlıkla ilgili bir ebeveyn atölyesi düzenleyecektir.

v   Akademik kadro planlaması ve hizmet içi eğitim süreçleri nasıl yapılandırılacak?

2007 doğumlu öğrencilerimizin sınıf öğretmenleri, yaz döneminde bu yaş grubundaki öğrencilerimizin gelişim özellikleri ve öğrenme stilleri konularında üniversitelerin ilgili bölümlerindeki akademisyenlerden eğitim alacaklardır. Öğretmen kadro yerleştirilmesinde, öğretmenlerin sınıf yönetimi becerilerinin bu yaş gurubuna uygunluğu göz önünde bulundurulacaktır. 

v   5. Sınıf öğrencileri hangi eğitim sistemine tabi olacaklar?

5. Sınıf öğrencileri önümüzdeki yıldan itibaren ortaokul öğrencisi olacak ve 6, 7 ve 8. Sınıflarla aynı eğitim ortamını paylaşacak.

v   5. SINIFLARA YÖNELIK MÜFREDAT NASIL OLACAK?

5. Sınıfların ders müfredatı değişmeyecek sınıf öğretmenleri yerine branş öğretmenleri derse girecek. Doğa Koleji yıllardır 5. sınıfları ikinci kademe eğitim sistemine alıştırmak için derslere yer yer branş öğretmenlerinin girmesini sağlıyor.

v   Ortaokulda uygulanacak ders içeriklerinin temel amacı nedir?

Ortaokul uygulanacak ders içeriklerinin temel amacı, öğrenciyi ilgi ve yeteneklerinin farkına varmasını sağlamak ve bilinçli bir şekilde liseye yönlendirmektir. Doğa Koleji öğrencilerin ilgilerinin farkına varmalarına ve yeteneklerini geliştirmeye yönelik uygulamalı, proje tabanlı ve sosyal ağırlıklı SOES derslerini uygulayacak.

v   Ortaokulda SOES derslerine neden yer veriyorsunuz?

SOES, Öğrenci merkezli eğitim sisteminin kısaltılmışıdır. SOES ortaokul öğrencilerini global dünya vatandaşı yetiştirmeye, uygulamalı eğitimlere yer vermeye, temel müfredat dersleri desteklemeye, öğrencinin kendisine yönelik farkındalığı artırarak ilgi ve yeteneklerini keşfederek geliştirmesine yönelik uygulamaları içerir. Yaratıcı yazarlık, mucit atölyesi, akıl oyunları, girişimcilik gibi derslerle öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine göre yönlendirmeleri sağlanır.

v   Yeni sistemde ölçme ve değerlendirme süreci nasıl olacak?

Ortaokulda klasik ölçme süreci devam edecek. Buna göre öğrencilerimiz Edusoft üzerinden online olarak çoktan seçmeli sorulardan oluşan soru bankalarına, deneme sınavlarına ve dijital materyallere rahatlıkla ulaşabilecek ve kendi akademik gelişim hakkında bilgi sahibi olacak. 

v   Alternatif ölçme ve değerlendirme tekniklerini ortaokulda uygulayacak mısınız?

Doğa Koleji olarak 2 yıldır 67 ülkede kullanılan PISA uygulaması yapıyor. PISA, öğrencilerin evrensel bakış acısı geliştiriyor ve çok yönlü düşünüp bütüncül bakabilme becerilerini artırıyor. Halen 6, 7 ve 8. Sınıflara kullandığımız PISA uygulamasını 5. Sınıflara da taşıyoruz. Böylece öğrencilerin branş derslerindeki ilgi ve yeteneklerini PISA’da olduğu gibi dereceli sonuçlara göre (seviyelere) analiz ediyoruz. Öğrencilerin evrensel ölçme ve değerlendirme mantığına göre Türkçe okuryazarlığı, matematik okuryazarlığı, fen okuryazarlığı ve sosyal bilgiler okuryazarlığı ortaya çıkıyor.

v   SOES derslerinin ölçme ve değerlendirme süreci nasıl olacak?

SOES dersleri öğrenciyi global dünya vatandaşı haline getiriyor. Bu nedenle SOES derslerinde yazılı yok, uygulama var. Her dönemde iki uygulamayla öğrencilerin düzeyleri PISA’da olduğu gibi 0 -900 arasında puanlanacak ve 1 – 6 arasında düzey olarak belirlenecektir. Öğrenciler okuryazarlık kazanımları düzeylerine göre belirlenecek.  

v   4 + 4 + 4 Eğitim sisteminde kaç tane diploma verilecek?

Öğrenciler 12 yıllık zorunlu eğitimi bitirdiğinde diploma alacak. Kademeler arası geçişte öğrenciye sadece sertifika verilecek. Doğa Koleji, öğrencilerine SOES uygulamalarına katıldıkları için sertifika alacaklar ve böylece yeterlilik düzeylerini belgelendirmiş olacaklar. Liseyi bitiren öğrenciler ise diploma alacak.

v   5. Sınıfların ortaokul sürecine uyum sağlaması için neler yapacaksınız?

5. Sınıfların yeni ortaokul sistemine sorunsuz bir şekilde uyum sağlaması için her birinin eğitim koçu olacak. Eğitim koçu öğrenciye akademik, sosyal ve psikolojik gelişiminde danışmanlık yapar. Öğrenci, öğretmen, veli ve okul arasında köprü kurar. Velilere rehberlik ederek öğrencilerin gelişimine katkı sağlar. 

12 Nisan 2012

Matematik 100 ;)

Canım kızım Matematik dersinden 100 alıyor teyzelerı :) ben de kızımı ödüllendirmek için hafta sonu ne isterse onu yapıyorum ( limitli tabi ;) ) Buda o gezilerden biri , şapka ile poz vermek istedi size ...

4 Nisan 2012

Ben Çok Büyüdüm :)


Benim canım kızım , işlerimin yoğunluğu arasın da ne kadar çabuk büyüdüğünü kaçırıyorum annem..
Söz, bu hafta sonu seninim ....

22 Mart 2012

Eski Günler Olsaydı...

Minik kurbaam Nasreddin hoca oluverdi :)
Çocukları kışın götürebileceğimiz tek yer alışveriş merkezleri , orada da ne kadar eğlendirebiliyorsak kar diyoruz.

Keşke kendi çocukluğumu gibi bir çocukluk yaşatabilseydim kızıma , korkusuzca ,hava kararana kadar sokaklar da dilediğince oynasaydı , komşunun evine korkmadan girip su içip , ekmek arası isteseydi.

Erkek çocuklarıyla kıyasıya kavga etse, ertesi gün her şeyi unutuverseydi...

15 Mart 2012

Robotumuz ve Kurbaam :)


Ne kadar uzun aralar vermeye başladım , kendime çok kızıyorum ama bu iş güç mahvetti beni :( hiç bir şeye vakit ayıramaz oldum , kızıma bile :(

28 Şubat 2012

Minik Kurbaam Doğdu Bugün...




Sabah saatlerin de çekilmiş taze foto :)

Minik kurbaamı doğurdum ben bugün :) iyi ki de dünyaya getirmişim meleğim seni , allahıma şükürler olsun senin gibi bir evlat verdi bana...

Her zaman sağlıkla , neşeyle dolu bir yaşantın olsun.. Seni Çok Seviyorum 7 yaşında ki kurbaa...

22 Şubat 2012

Yardım....

Arkadaşlar Doğa'yı yazın ( Okullar kapanınca ) oyunla eğitim veren bir yere ingilizce öğrenmesi için göndermek istiyorum. Bana tavsiye edebileceğiniz Anadolu yakasın da kurslar var mı ?

16 Şubat 2012

Bir insanın anavatanı çocukluğudur...

DOĞAN CÜCELOĞLU'NDAN MUHTEŞEM BİR YAZI

Bir gün seminere başlamadan önce kısa boylu güler yüzlü birisi geldi, Hocam elinizi öpmek istiyorum, dedi. Ben el öptürmekten pek hoşlanmadığım için, yanaktan öpüşelim, dedim, öpüştük. Aramızda şöyle bir konuşma yer aldı:

- Hayrola, neden elimi öpmek istedin?

- Hocam, üç yıl önce sizin bir seminerinizi katıldım. Hayatım değişti. O seminerden sonra daha mutlu bir ailem var ve size teşekkür etmek istiyorum; onun için elinizi öpmek istedim.

- Ne oldu, nasıl oldu?

- Üç yıl önce şirketimizin organize ettiği iki günlük bir seminerde bizimle beraberdiniz. O seminerin bitişine doğru dediniz ki, “Bir insanın anavatanı çocukluğudur. Çocukluğunu doya doya yaşayamamış bir insanın mutlu olması çok zordur. Bir annenin, bir babanın en önemli görevi, çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına olanaklar yaratmaktır.”

Bir süre sustu, bir şey hatırlamak ister gibi düşündü, sonra konuşmaya devam etti:

- Hatta daha da ilerisi için söylediniz; dediniz ki, “Bir ulusun en önemli görevi çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına olanaklar yaratmaktır.” Ben bir baba olarak sizi duyduğum zaman kendi kendime düşündüm: Ben bir baba olarak çocuğumun çocukluğunu doya doya yaşamasına fırsatlar yaratıyor muyum? Böyle bir sorunun o zamana kadar hiç aklıma gelmediğini fark ettim. Ben ne yapıyorum, diye düşündüm. Benim yaptığım sanırım birçok babanın yaptığının aynısıydı. Dokuz yaşındaki oğlum ben işten eve gelince beni görmemeye, benden kaçmaya çalışıyordu. Neden kaçmaya çalışıyordu, biliyor musunuz, Hocam?

- Hayır, neden?

- Çünkü onu görünce hemen şu soruyu soruyordum. “Oğlum bugün ödevini yaptın mı?” Tuhaf tuhaf bakıyor, gözünü kaçırıyor, daha da sıkıştırınca, hayır anlamına gelen, “cık” sesini çıkarıyordu. Kızıyordum, söyleniyordum, “Niye yapmıyorsun ödevini!” diyordum. Aramızda sürekli tartışmalar, sürtüşmeler oluşuyordu. Tabii bunun sonucunda bütün aile huzursuz oluyordu.

Burada biraz sustu, soluklandı. Sanki hatırlamak istemediği anılar vardı; onların üstesinden gelmeye çalışıyordu. Sonra konuşmaya devam etti:

- Ben sizin seminerinizden çıktıktan sonra düşünmeye başladım. “Ben ne biçim babayım,” diye kendime sordum. Seminer için geldiğim İstanbul’dan çalışma yerim olan Kayseri’ye gidinceye kadar düşündüm; otobüste bütün gece düşündüm ve sonra kendi kendime dedim ki, eşimle konuşayım, biz birlikte bir karar alalım. Diyelim ki bu çocuk isterse beş yıl sınıfta kalsın, ama doya doya çocukluğunu yaşasın.

- Radikal bir karar!

- Evet, uçta bir karar, ama bu karar içime çok iyi geldi, Hocam. Gerginliğim, üzüntüm gitti, içim rahat etti. Ben eve gelince eşime dedim ki, hadi gel otur, konuşalım. Yemekten sonra oturduk konuştuk, çocuklar yattı biz konuşmaya devam ettik. Seminerde anlatılanları aktardım, böyle böyle böyle diye izah ettim ona ve en nihayet dedim ki, ya benim gönlümden ne geçiyor sana söyleyeyim. Bizim oğlumuz var ya bizim oğlumuz, o isterse beş yıl sınıfta kalsın, ama çocukluğunu yaşasın! Şimdiye kadar onun çocukluğunu yaşamasıyla ile ilgili pek bir çaba göstermedik, bir bilinç göstermedik, oluruna bıraktık. Gel şimdi değiştirelim bunu.

- Eşiniz ne dedi?

- Hocam biliyor musun ne oldu?

- Ne oldu?

- Karım hayretle bana baktı ve dedi ki, “Bu ne biçim seminer be! Kim bu adam? Öyle şey mi olur; yok bizim ki çocukluğunu yaşayacakmış! Bizim çocuk çocukluğunu yaşarken öbürküler sınıflarını geçecek ilerleyecek! Öyle şey olmaz.”

- Anlıyorum; anne olarak çocuğunun geride kalmasını istemiyor, kaygılanıyor!

- Fakat hocam ben pes etmedim, bırakmadım, mücadeleye devam ettim. Her gün, her akşam gece yarılarına kadar karımla konuştum. Üç gecenin sonunda bana, peki ne halin varsa gör, dedi.

- Pes etti, yani. Peki, sen ne yaptın?

- İşte onu dediği günün sabahı eşofmanımı, ayakkabımı şöyle kapının yanına bıraktım işe gittim; işten dönünce oğlumun gözüne baktım ve dedim ki, oğlum bugün doya doya oynadın mı? Bana hayretle baktı ve “Hayır!” anlamına gelen “cıkk” dedi. O zaman, hadi gel beraber aşağıya ineceğiz, oynayacağız, dedim. Eşofmanımı giydim, ayakkabımı giydim, onunla beraber sokağa çıktık. Pencereden arkadaşları bakıyorlarmış, onlar da sokağa çıktılar; birlikte sokakta oyun oynadık. Akşam saat altıdan sekiz buçuğa kadar sokaktaydık. Eve gelince toz toprak içindeyiz, beraber banyoya girdik, duş yaptık. Havluyla kuruladım, çok mutluyduk ve o günden sonra işten dönünce her gün onunla oynamaya başladım. Her gün, her gün, her gün oynadım. Yedi gün sekiz gün sonraydı galiba, bir gün banyodan çıkarken onu kuruluyorum havluyla, kolumu tuttu, bana döndü ve dedi ki, baba ya, ben seni çok seviyorum. Hocam nefesim durdu, gözüm yaşardı, konuşamadım. Çünkü farkına vardım ki, şimdiye kadar sevdiğini hiç söylememişti. Düşündüm, şimdiye kadar hiç söylemediğinin farkında değildim; belki ömür boyu söylemeyecekti. “Ne büyük tehlike!” diye düşündüm. Ömür boyu onun bana bu cümleyi söylemediğinin farkında olmayacaktım.

- Demek farkına vardın, seni kutlarım. Senin farkına vardığın bu durum birçok anne ve babanın farkında olmadığı gizil, örtük ama önemli bir tehlike!

- İçimde bir şükür duygusu, havluyla çocuğumu kuruladım ve giydirdim ve artık her gün oyun oynamaya devam ettik. Zaman geçti, iki hafta sonra okul, öğretmen veli buluşması için okula davet etti. Daha önceki veli buluşmalarında öğretmen, “Sizin oğlunuz akıllı bir çocuk, ama ödevleri kargacık burgacık yazıyor, dikkat etmiyor. Sınıfta arkadaşlarını rahatsız ediyor, onları itiyor kakıyor, lütfen onunla konuşun. Ödevlerine ilgi gösterin, sınıfta arkadaşlarını rahatsız etmesin. Ödevlerini doğru dürüst yapsın,” demişti. O nedenle öğretmen buluşmasına gitmekten çekiniyordum. Bu davet gelince ben eşime dedim ki, hadi okuldaki buluşmaya beraber gidelim! Yok, dedi, sen tek başına gideceksin, ben gelmeyeceğim.

- Eşiniz gelmek istemedi!

- Hayır istemedi. Ya beraber gidelim, diye ısrar ettim hayır hayır sen yalnız gideceksin dedi. Ben yalnız gittim ve diğer veliler geldikçe sıra bende olduğu halde sıranın arkasına geçtim, sıranın arkasına geçtim ki başka kimse olmadan öğretmenle konuşayım, diye. Mahcup olacağımı düşünüyordum. Her şeyin daha kötüye gittiğini düşünüyordum. En nihayet bütün veliler öğretmenle konuşmalarını bitirip gittiler. Sıra bende! Öğretmenin karşısına geçtim, bana baktı gülümsedi, siz ne yaptınız bu çocuğa, dedi. Hiç cevap vermedim, önüme baktım. Lütfen söyleyin ne yaptınız bu çocuğa, dedi. “Çok mu kötü hocam?” diye sordum. Gülümsedi, hayır, kötü değil, dedi. “Artık sınıfta arkadaşlarını hiç rahatsız etmiyor, ödevleri iyileşti, tam istediğim öğrenci oldu. Ne yaptınız bu çocuğa siz?”

- Herhalde bir baba olarak çok mutlu oldunuz?

- Hocam biliyor musunuz öğretmenin karşısında ağlamaya başladım. İnanamıyordum kulağıma, içimden, vay evladım, biz sana ne yaptık şimdiye kadar, duygusu vardı. Eve geldim, karım yüzüme baktı, gözlerim ağlamaktan kıpkırmızı. “O kadar mı kötü?” diye sordu. Ona da cevap veremedim Hocam, ona da cevap veremedim! Ağladım. Daha sonra anlattım. Hocam onun için sizin elinizi öpmek istedim, teşekkür ediyorum. Benim oğlumun ve onun küçüğü kızımın hayatını kurtardınız. Ailemin mutluluğu kurtuldu. Hakikaten bir insanın anavatanı çocukluğuymuş. Anavatanı mutlu olan bir çocuk çalışmasını, okulunu her şeyini bütün gücüyle yapar ve orada başarılı olurmuş.

“Gel seni yeniden kucaklayayım!” dedim. Kucaklaştık.

“Çocuklar Gülsün diye!” yaşayalım. Çünkü insanın anavatanı çocukluğudur. Çocuklar gülerek, oynayarak büyürse, sonunda büyükler güler. Büyükler mutlu olup gülümseyince tüm ülke, tüm insanlık güler. Çocukların gülmesine hizmet veren herkese selam olsun!

Doğan CÜCELOĞLU

13 Şubat 2012

Uzak...


Uzakta ki kocaya...

Sen uzak , sevgin uzak , yol uzak...

Sevgililer günü kutlamam ama bu sefer yoksun diye bir yanım buruk...

Mama Sandalyesi- Satılık



Yakın arkadaşım artık kullanmadığı mama sandalyesini evde çok yer kapladığı için satışa çıkardı.
İlgilenen arkadaşlar bana mail atabilirse sevinirim ve canım blog arkadaşlarım blogların da duyurursa daha da bir sevinirim... :)

Sadece bir yıl kullanılmış , temiz , çift tepsili , asansör sistemli.
Marka : Brevi
Fiyat : 150
Teslimat : İstanbul içine teslim edilebilir.
İstanbul dışı kargo ücreti alıcıya ait.