LinkWithin

Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin

30 Temmuz 2009

Kağıt Yuvarlama ve Kova...

Burada gördüğüm an bu benim olmalı dedim :))) çok emek verilmiş bir çalışma belli..yapanın emeklerine sağlık , tek başıma yapma şansım çok düşük ama bize has İMECE usulü ile deneyebilirim sanki :)

DEKORATİF TAŞINI KENDİN YAP...

Güzel bir çalışma.. ilgilenen arkadaşların mutlaka dikkatini çekecektir :)




CD - OJE - BARDAK ALTLIĞI

Başlıktan da anlaşıldığı üzere CD ler oje ile süsleniyor , makas ile şekillendirilyır ve bardak altlığı olarak kullanılıyormuş. Sıcak oje de beklenmeyen bir etki yapar mı ? bilmiyorum .. yapmasa iyi olur :))



ÇİÇEKLERDEN ,ÇİÇEK KIZLAR

Ağaç yapraklarından çok çalışmalar yaptık ama, hiç çiçeklerden yapılan bir çalışmaya rastlamamıştım , çok güzeller değil mi :) uyurgezer.net'e teşekkürler



KELEBEKLER UÇUYOR

Kelebeklerin uçuşuyor hissi verdiği bu çalışma ,benim çok hoşuma gitti , hem çok basit ,hem de çok keyifli bir çalışma.
Evimizin dilediğimiz her hangi bir bölümün de zevkle kullanabiliriz.
Ne dersin ?








Düğmeler ve Çerçeveler

Eski bir ahşap çerçeve ve eski giysilerden topladığımız düğmeler ile işte bu harika resim çerçevesi ortaya çıkıyor , el emeği bu çerçeveye , sevdiklerinin resimlerini koyup gün boyu gülümseyebilirsin :)
Bu arada eğer ahşap çerçeven yoksa kalın bir mukavvayı istediğin şekil de kesip süsleyebilirsin bence..;) Bu arada bu çalışma yine uyurgezer.net'ten alındı ;)




Şekerkokulu Doğaya şeker kapı süsü :)

Bu kesinlikle Doğa'ya verilebilecek en güzel hediye...Odasının kapısın da asılı duran ,
şekerden yapılmış bir kapı süsü :) Ömrü yaklaşık yarım saat olacak bu kapı süsünü :) Doğa'nın odasına mutlaka yapmam lazım :)

Yapılışına gelince uyurgezer.net aynen şu şekilde yayınlamış ;)

İlk olarak süngeri bir çember oluşturacak şekilde katlayın ve ucunu kurdele yardımıyla birleştirin.
Kürdanları ikiye bölün. Kaç tane kürdan gerektiğinden emin olamazsınız ama çok fazla kürdanı ziyan etmemek için, çok fazla yapmayın. Gerekirse tekrar kırarsınız.

Jelibonları kürdanların sivri taraflarına geçirin. Kürdanların şekerlerin öbür taraflarınfan çıkmamasına özen gösterin

Son olarak ucuna jelibon yerleştirdiğiniz kürdanları süngere takmaya başlayın. Süngerin her tarafı dolduğunda çok güzel bir süsünüz olacak. Bu süsü isterseniz kapınıza asabilirsiniz, isterseniz de evinizde herhngi bir duvara asabilirsiniz. Hatta ortasına fotoğraf ya da resim koyarak çerçeve olarak bile kullanabilirsiniz. Bu süsü nasıl değerlendireceğiniz sizin hayal gücünüze kalmış.




29 Temmuz 2009

NAYLON POŞETLER VE ÇANTA

Bu çanta artık naylon poşetlerin iplik gibi kullanılmasından oluşmuş , nasıl yapacağın ayrıntıları ile anlatılmış. İlgini çeker umarım.


Keçe'den Yapılmış Oyuncaklar

Annemin keçeye olan ilgisini artık biliyorsun , keçeden yapılmış bu oyuncaklara bayıldık , özellikle sevimli prensese :)



YUMURTA VE SÜSLEMELER

Ben bunu aynanın üzerine asacak olarak değil de başka bir şekil de kullanırdım sanırım .Aklıma ne şekil de kullanabileceğim henüz gelmedi ama kesin bulurdum bir yer :) uyurgezer.net'ten aynen aktarıyorum yapılışını.

2 düzine yumurta, değişik renklerde gıda boyaları ( aktarlarda bulabilirsiniz ) ,
arzu ettiğiniz renkte ince ve kalın kurdele ( ince olan yumurtaları geçirmek için, kalın olan tutturma yerleri için),
boncuk iğnesi,
3 milimetrelik arkası yapışkanlı kancalardan.

Birde tarifte yumurtayı delip, içini boşaltmak için özel birşey gerekiyor.
Elişi ürünleri satan mağazalarda satıldığını söylemişler.
Türkiye de bulunurmu bilmiyorum ama şansınızı deneyebilirsiniz.
Eğer bulamazsanız büyük yorgan iğneleriyle dikkatlice yumurtayı çatlatmadan delip hava pompalayan (resimdekine benzer) birşeyle içini boşaltabilirsiniz.

Yumurtaların iki ucuna da eşit delikler delip içini tamamen boşalttıktan sonra hafifçe çalkalayarak kurumaya bırakın.

İçleri tamamen kuruduğunda boyama işlemine geçin.

Boyama işlemi için birkaç farklı kabın içine 1-2 su bardağı su koyun ve kaynayan suların içlerine birer tatlı kaşığı sirke ve 20 damla gıda boyası koyun.

Not:Kendiniz karıştırarak farklı renkler üretmek için mesela kırmızı gıda boyasıyla maviyi karıştırdığınızda mor renk elde edebilirsiniz. Koyuluğunu ise damla sayısına göre ayarlayabilirsiniz.

Hazırladığınız bu kaynayan suların içine önceden azırladığınız yumurtaları koyun ve hafif renkler için en az 5, koyu renkler için en az 10 dakika boyalarla birlikte kaynamalarını sağlayın.

Yumurtaları kaynayan sudan çıkardıktan sonra soğumalarını bekleyin ve kurdelelere boncuk iğnesini geçirip tüm yumurtaları renkelerini düzenleyerek birbiri ardına dizin ve uçlarını bağlayın.

Asacağınız yere asmadan önce farklı bir yere asıp altına gazete kağıdı yada uzunca bir kap koyarak kurutun.

Artık akacak damla kalmadığında aynanızı bu şekilde süsleyebilirsiniz.

KLASÖRLERİN CIVIL CIVIL OLSUN

Babamın kesinlikle bu çalışmayı yapması gerekli , sualtı ile ilgili resimlerinden birini büyütüp klasörlerine yapıştırırsa hem denizi hafta içi özlemekten kurtulacak hem de iş yeri daha cıvıl cıvıl daha keyifli olacak :) sen de denemelisin , bence harika bir fikir.





TAHTA PALETLERDEN.....

Babamın işi gereği etrafın da oldukça çok bu paletlerden, belki biz de bir şekil de evimizin dekorasyonun da kullanabiliriz bu harika fikri , hatta annem şu an mutfak masamız için yaptırmayı düşündüğü pufun , paletlerden yapılıp yapılamayacağını düşünüyor. :))

Harika bir fikir değil mi sence de :)



ÇAYLARIMIZ SOĞUMASIN

Annemin bu örneği bulduğu site uyurgezer.com, üyelik gerektirdiği için biraz uğraşmak gerekiyor. Seni yormamak adına biz üye olduk ve bulduğumuz güzel örnekleri seninle paylaşmaya karar verdik :) Çay içerken siz büyüklerin sıkıntılarından biri de eğer ocak kapalı ise çayın soğuması , bir nebze de olsa buna bir çözüm bulunmuş gibi :)

DEMLİK
65 zincir çekilerek üzerine dolgu yaparak başlanır.
2. sıra: dolgular yarıya gelince 3 dolgunun üstüne sık iğne yapılır.(Sap için delik açılır.) diğer yarıya gelince 5 dolgunun üstü sık iğne yapılır. (İbrik için.) 3. sıra: sapı için ayrılan yerin üzerine 4 zincir çekilir. İbrik için ayrılan yerin üzerine 5 zincir çekilir.
4. sıra: çekilen zincirlerin üzerine dolgu yapılır ve 5,6 yerde bir yerine 2 dolgu yapılarak artırılır. (Demliğin ebadına göre artırılır.)
5.-6.-7.-8.-9. sıralarda: dolgu yapılır.
10. sıra: bir delik atlanarak eksiltilir.
Komple sık iğne yapılarak demliğin ölçüsüne göre toparlanır.

ÇAYDANLIK
85 zincir çekilerek üzerine dolgu yaparak başlanır.
Demlikte yapılan işlemler aynı şekilde ölçüye göre tekrar edilir.

KAPAK
15 zincir çekilerek üzerine 24 adet dolgu yaparak başlanır.
4. sıra: 64 dolgu ile tamamlanır.
__________________

28 Temmuz 2009

BANA ENGELLİ DİYORLAR


Burada çok güzel karakalem çalışmaları var , incelemeye başladığım da bloğu , aşağıda gördüğün şiir dikkatimi çekti ve okumaya başladım. Gözyaşlarıma hakim olamadım , insanlarımızın duyarsızlığı , acımasızlığı bir kez daha üzdü beni.


Bana engelli diyorlar..
Görmüyormuşum hiçbir şeyi !
Beyaz asam ile sendeleyerek yürürken yolda,
Duyuyorum nasıl da gülüyorlar bana

Bana engelli diyorlar..
Duymuyormuşum kimseyi!
Ne olur birkaç defa tekrarlasalar aynı cümleyi?
Duyamıyorum ama görüyorum bana sıkıntıyla bakan gözleri.

Bana engelli diyorlar.
Düşünemiyormuşum herkes gibi !
Ama bilmiyorlar ki annemin her damla göz yaşının içime işlediğini..

Bana engelli diyorlar.
Yürüyemiyormuşum insan gibi !
Ama unutuyorlar,
Sürünerek te olsa daha zor şartlarda yapabildiğimi her işimi.

Bana engelli diyorlar.
Konuşarak anlatamıyormuşum derdimi !
Ah bir bilseler !Su isteyemediğim için susuz uyuduğum geceleri.

Bana engelli diyorlar
Halbuki beni görmemek için;
Gözlerini kapatıyorlar,
Kulaklarını tıkıyorlar,
Yollarını değiştiriyorlar

Ben konuşmak isteyince;
Susuyorlar !!!!
Ama bana engelli diyorlar!!

Sizler verin cevabını;
Ben engellerimi aşmak için azimli davranırken,
Bana yeni engeller koymaya ve beni etiketlemeye,
Kimin var hakkı ?

Yazar:Canpare

PAZAR FİLESİNE GERİ DÖNELİM

Öyle güzel ve öyle faydalı bir bloğa rastladım ki seninle paylaşmasam olmazdı.

Bu resim aslın da o kadar çok şey anlatıyor ki bana. Bize emanet edilen doğa'ya ne kadar sahip çıktığımız bu resimle tokat gibi suratım da patlıyor.

Eskiden hatırlarsın annelerimizin fileleri vardı , bakkala yada pazara giderken , kese kağıdına konulan malzemeler filelerle taşınırdı. O kadar kullanışlıydı ki ,işi bittiğin de annem küçük el çantasına yerleştirir ve yanın da her yere taşırdı.

Sonra ne oldu bilinmez bir poşet çılgınlığı başladı , hem de ne çılgınlık , aldığımız ürünleri koyduğumuz yetmezmiş gibi bir de evdeki çöpleri düşünerek on tane daha sıkıştırdık çantamıza.
Mutfakta çıkan çöpleri aman ev kokuyor , sinekleniyor telaşı ile küçük küçük poşetlere koyarak daha birikmeden atıverdik mahallenin çop kutusuna.

OHHH kurtulduk ya evimizdeki çöplerden bizden iyisi yok... eee sonra...sonrası işte bu resim sonrasını anlatıyor aslında.

Çocukken yaz tatili için köye gittiğim de yengemin kapısının önünde ki bir çöp kutusu dikkatimi çekmişti , içi su dolu bu kutunun ne olduğunu sordum bana "YAL " dedi.
"YAL "mutfaktan çıkan yemek artıklarını koydukları kaba deniyormuş. Bu çöpler birikiyor ve daha sonra hayvanlara yem olarak dağıtılıyor yada topraga dökülerek , gübreye dönüştürülüyormuş. O zamanlar anlamakta zorlandığım bu YAL olayını , şu an o kadar iyi anlıyorum ki.

Bize emanet olarak bırakılan bu dünyayı ,çocuklarımıza daha iyi bir şekil de sunmak için sende bir şey yap ve
bu bloga mutlaka uğra .

27 Temmuz 2009

TAVUSKUŞU VE BALİNA

Plastik bardaklar ancak bu kadar sevimli bir etkinlikte kullanılırdı.. Benim çok hoşuma gitti ve senin de görmeni çok istedim.Yaz mevsimi geldiğinden beri el işi etkinliklerime daha az zaman ayırıyorum farkındayım ama açık hava da oyun bana daha cazip geliyor ne yapayım .. affet :)))


PONPON KAPI SÜSÜ

Çok hoş ve çok güzel bir Kapı süsüne rastladık, annem ve ben bayıldık :)
Annem kesinlikle benim odama buna benzer bir şeyler yapmalı :))



Çocuklar Bedenini Korumayı Öğrenmeli

Allah böyle bir durumla karşılaştırmasın ama her zaman çocuklarımız bu risk altın da , onun için her an bu konuda hassaiyetimizi korumalı ve bu yazıyı olabildiğince çok insanla paylaşmalıyız. Bu yazı bir hazine değerin de benim için.

Dört yaşından itibaren anne - baba olarak bu konu hakkın da minik meleklerimizi ne şekil de yetiştirebiliriz sorumu çok net bir şekilde anlatmışlar.
Geçen yıldan beri Doğa'ya vücudunda ki özel bölgeleri ve bunlara kimsenin dokunmasına izin vermemesi gerektiğini öğrettim.
Etek yada elbise giydiği zaman boxer iç çamaşırı giydiriyorum ,kazara ben unutsam bile artık o unutmuyor anne " etek /elbise giydiğim için uzun çamaşır giyeceğim "diyor.


*******************************************************************

Cinsel tacize karşı çocuklar, kendi bedenini koruma refleksi ile büyümeli...
Çocuklara yönelik cinsel taciz, anne babaların en büyük korkularından biridir.
Çünkü, taciz, insan yaşantısını değiştirmesi açısından cinayetten sonraki en ağır suç olarak kabul edilir. Ailelerin, çocukları böyle bir mağduriyetten koruma ve eğer tacize uğramışsa bunun nasıl anlaşılacağı konusunda bilgi sahibi olması gerekir.

Bir çocuğun tacize maruz kalmayacağından hiçbir zaman emin olunamayacağını belirten pedagog Adem Güneş, aileleri çocuklarını tacize karşı eğitmeleri konusunda uyarıyor.
Adem Güneş, Sistem Yayıncılık'tan çıkan "Anne Babaların Korkulu Rüyası Çocuklara Yönelik Taciz" adlı kitabında, çocukların tacizden nasıl korunacağını, taciz yaşamış çocukla iletişim kurmayı, tacize uğramış çocuğun davranışlarını ve bir tacizcinin nasıl tanınacağını örnek olaylarla anlatıyor.

Tacize uğrama noktasında kız ve erkek çocukların aynı oranda risk altında olduğunu belirten Güneş tacizi şöyle tanımlıyor:

"Cinsellik içeren her türlü söz, fiil ve materyallerle bir çocuğa yakınlık kurmaya çalışmak çocuklara yönelik cinsel taciz kapsamına girer. Çocuğun duygularının cinselliğe alet edilerek taciz edilmesine duygusal taciz denir.

Fiziksel taciz ise cinsel içerik taşıyan dokunmalar da dahil olmak üzere, sonucu tecavüzle biten saldırganlık arasındaki bütün davranışları içerir." Çocuklara taciz ve tacizci yetişkinler tehlikesinden açıkça bahsetmek çocuğun tacizden korunabilmesi için yeterli değildir.
Ayrıca, çocuğa tehlikeli kişilerden korunmasını tembih etmek, onun sosyal gelişimini ve güven duygusunu zedeleme riski taşır.

O yüzden çocuk, kendisine yönelmiş bir taciz tehlikesine belki farkında bile olmadan refleks halinde karşı koymasını öğrenmelidir. Çocukların en çok 4-11 yaş arasında tacize uğradığı belirlenmiştir.

Çocuğa 'temel davranış refleksi' kazandırmanın en başarılı olduğu yaş grubu ise 4-7 yaş dönemidir.

Çocuklara nasıl bir bilinç kazandırılmalı?

'Bedenim bana özeldir' bilinci

Kendi bedeninin kendisine ait olduğu hissini kazanamayan ve kendi bedeni üzerinde başkalarının bir şeyler yapabileceğini düşünen çocuk rahatlıkla taciz tuzağına düşebilir.
4 yaşından itibaren çocuğa bu bilinç verilmeli. Örneğin, terlemiş bir çocuğun atleti izin alınmadan aniden çıkartılmamalı. Çocuk zamanla kendisinden izin alınmadan bedenine yapılacak müdahaleleri hisseder ve rahatsız olur.

'İzin verirsem dokunabilirsin' bilinci

Çocuk, kendi bedenine olan hakimiyetini öğrenmekle birlikte, hakim olduğu bu beden üzerinde kendisinin söz hakkı olduğunu bilmeli. Ebeveynlerin 4-5 yaşından sonra çocuklarını öperken bazen 'Seni öpebilir miyim?' diye müsaade istemesi bu bilincin oluşmasında etkilidir.

'Dokunulması yasak olan yerlerim' refleksi

Çocuklar 4 yaşından itibaren vücutlarının belli bölgelerine dokunulmasından rahatsız olmaya başlamalı. Çocuk eş, dost ve akrabalar tarafından cinsel organlarına dokunularak, öperek, vurarak sevilmemeli.

'Fiziksel baskıya direnme' refleksi

Taciz yaşamış çocukların birçoğu çırpınmanın ve kaçmanın çözüm olmadığını düşünüp kaçmayı denememişlerdir. Çocuklara olan sevgi gösterileri sırasında kendi güçsüzlüğünü hissettirecek kadar orantısız güç gösterisinden sakınmalı.

'Vücudum görünmemeli' hissi

Çocuk, çıplak olarak ortada bırakılmamalı. Kendisini başkalarının yanında çıplak görmeye alışkın olmazsa elbisesinin birileri tarafından çıkartılmasından ciddi rahatsızlık duyar.

'Banyoda çıplak olunmaması' bilinci

4 yaşından sonra anne baba çıplak olarak çocukla aynı banyoda bulunmamalı. 7 yaşından sonra çocuğun genital bölgelerinin başkasınca görünmesine izin verilmemeli.

Tuvalette benden başkası olmamalı

4 yaşına girmiş bir çocuğa tuvaletin özel bir mekan olduğu ve tuvalet ihtiyacını gideren birinin başkaları tarafından görülmesinin doğru olmayacağı öğretilmeli.

'Soyunma ve giyinmede yalnızlık' ilkesi

Çocuğun bedenine yönelmiş bakışlardan rahatsız olacak refleksi kazanması için 4 yaşından itibaren ortalık yerde çıplak dolaşmamayı öğrenmesi gerekir.

'İzin verirsem kabul edilirsin' ilkesi

7 yaşından sonra çocuğun odasına girerken anne baba bile izin almalı. Giyinip soyunurken izin alarak yardım edilmeli.

ÖZGÜRLÜK PARKI

Ne zaman bu parka gitsek annem mutlaka Nezihe teyzemi hatırlayıp kulaklarını çınlatıyor. Nezihe teyzemin ailesi buraya çok yakın oturuyormuş.Belki de yanyana kaç defa geçmişizdir diyor :) Bu internet ortamı çoğu zaman tehlikeli ve can sıkıcı olsada , bizim burada edindiğimiz dostluklar , çok keyifli ve çok huzur verici :)

Cumartesi günü uzun zamandır kullanmadığım bisikletimle özgürlük parkın da ,özgürlüğümün tadını çıkardım :) Pazar sabahı da sabah kahvaltısı için yine oradaydık :)

Annem diyor ki; artık piknik kavramı bizim kuşakla birlikte bitiyor ,herkez cafeler de kahvaltı keyfi yapıyor.
Hiç çimlere basmadan , karıncalarla debeleşmeden, yanımıza yaklaşan kedieri beslemeden kahvaltı keyfi olurmuymuş :)





Çocuklara Sorumluluk Almayı Öğretmek

Psikolojik Danışman Deniz Çağlı Günim

Bütün anne babalar çocuklarını sorumluluk sahibi, kendi ayakları üzerinde durabilen birer birey olarak yetiştirmek ister. Hiçbir çocuk sorumluluk sahibi olarak doğmaz. Sorumluluk almak çok küçük yaşlardan itibaren öğrenilen ve gelişen bir beceridir.

Hiç kimse sorumsuz bir çocuk yetiştirmek istemez. Çocuklar doğdukları andan itibaren bizleri izler, taklit eder, model alırlar. Bu nedenle herşeyden önce kendimize bizler sorumluluklarımızı yerine getiriyor muyuz diye sormamız gerekir:

    • Yapmamız gerekenleri zamanında yapıyor muyuz?
    • Randevularımıza vaktinde gidiyor muyuz?
    • Verdiğimiz sözleri tutuyor muyuz?
    • Yapmamız gereken bir işi en iyi şekilde yapmaya çalışıyor muyuz?

Sorumluluk almak hayatı nasıl algıladığımızla ilişkilidir. Çocuğumuzun kendine saygılı olup, kendi için doğru olanı yaparken başkalarının ihtiyaçlarını ve hissettiklerini anlamalarını bekleriz. Eğer herkesin yaşı ya da becerisi ne olursa olsun bir işin yapılmasına katkıda bulunabileceğine inanıyorsak, bu davranışlarımıza, çocuğumuzdan neler beklediğimize de yansıyacaktır.

Çocuklar ancak onlara fırsat verilirse sorumluluk almayı öğrenirler. Çocuklara seçme şansı tanımak, fikirlerini paylaşma ortamı hazırlamak, yaptıkları hatalardan ders çıkarma fırsatı tanımak gerekir. Çoğu kez okul başlayana kadar çocuklarına daha küçük, beceremez diye sorumluluk vermeyen; yapabildiği halde onu giydiren, yemeğini yediren anne babalar; okul başladığında çocuklarının ödevlerini yapmadığından, çantasını toplamadığından şikayet ederler. Oysa çocuk o ana kadar hiç sorumluluk almadıysa okul hayatı başladı diye birden bire ödev yapma, çanta toplama, eşyalarına sahip çıkma gibi sorumlulukları almak istemeyecektir.

Çocuklara Verilebilecek Sorumluluklar
3-4 yaş:

  • Oynadıktan sonra oyuncaklarını toplama
  • Giyinip soyunmaya aktif olarak katılma
  • Taşıyabileceği şeyleri taşıma
  • Kağıt gibi çöpleri çöp kutusuna atma

5-6 yaş:

  • Telefona bakma
  • Masa kurmaya yardım etme
  • Alışveriş listesi hazırlamaya yardım etme
  • Evcil bir hayvanı besleme sorumluluğunu alabilme

7-8 yaş:

  • Basit ütüleri yapabilme
  • Telefon mesajlarını yazabilme

9-10 yaş:

  • Yatağını toplama
  • Kendine sandviç hazırlama
  • Bulaşık makinesini çalıştırabilme
  • Kahve yapmak gibi ev işlerine yardım etme

Çocuğa sorumluluk vermek onun kendine olan güvenini de geliştirecektir. Başarabildiğini ve sizin ona güvendiğinizi gördükçe daha büyük sorumlulukları almaya istekli olacaktır. Bu nedenle ona becerebileceği işleri vermek ve büyüdükçe sorumluluklarını arttırmak gerekir.

Çocuklara Sorumluluk Sahibi Olmayı Öğretirken Dikkat Edilmesi Gerenler:

  • Çocuklar yaptıkları işin bir işe yaramadığını düşündüklerinde yapmak istemezler. Bu nedenle onun katkısının ve yaptığı işin önemini vurgulayın.
  • Evdeki sorumluluklarını seçmelerine izin verin. Ancak bunu yapman gerekir dediğiniz durumlar da olmalıdır.
  • Çocuklara kimi zaman keyif almasalar da sorumluluklarını yerine getirmeleri gerektiğini öğretmek gerekir.
  • Çocuğa küçük yaşlardan itibaren becerileri doğrultusunda sorumluluk verilmelidir. Okula başladığında artık büyüdü ve sorumluluk alabilir diye düşünüp, ona bir sürü görev yüklemek haksızlık olacaktır.
  • Ödüller yeni bir beceri öğretirken önemli araçlardır. Ancak çocuklar sadece bir şey kazanacaklarını düşünerek sorumluluklarını yerine getirmeyi öğrenmemeliler. Bu nedenle onları sorumlulukları için ödüllendirirken dikkatli olunmalı ve ödülleri zaman içinde azaltmak gerekir.
  • Yapılması gerekenleri organize etmesine yardımcı olun. Gerekirse hatırlatıcı notlar ya da listeler kullanın.
  • Onun yerine yapması gerekenleri yapmayın. Yapmamayı tercih etmek de onun sorumluluğu olmalı. Örneğin ödevini yapmadı, ödevsiz okula gitmek istemiyor diye onun yerine ödevini yapmayın.
  • Görevleriyle ilgili hissettiklerini paylaşmasına fırsat tanıyın.
  • Anne baba olarak görevleri konusunda tutarlı davranın.

Sorumluluk almak bir işi yapmanın gerekliliğini anlayarak, başkasının zorlaması olmadan bir işi yapmaktır. Yeni bir şey yapmak cesaret ister. Bu nedenle çocuklara sorumluluk verirken yaşına ve becerilere uygun olmasına dikkat etmek ve cesaretlerini kırmamak önemlidir. Çocuklarımızla ilgili gerçekçi beklentiler oluşturmak ve bunları anlayacakları bir dille onlarla paylaşmak, sorumluluk alma becerilerini destekleyecektir.

ÇOCUKLA İLETİŞİM -CESARETLENDİRME

Bu yazı Doğa'nın şu sıralar ihtiyacı olan davranış biçiminin açılımı aslında ,bu sıralar hem odasın da tek başına uyumaya çalışıyor hem de bisiklet kullanmayı öğreniyor , bunlar için cesaretlendirilmeye ihtiyacı var.

Harfi harfine aynı cümleleri kurmasam da , aşağıda ki yazı da belirtilen davranış biçimini uyguladığımı görmek benı mutlu etti.

*****************************************************************************

Cesaretlendirme çocuğunuzun özgüvenini güçlendirmede önemli bir tutum olabilir. Ancak aynı zamanda hatalı da kullanılabilir. En önemli kural cesaretlendirme yaparken çocuğun çabalarına ve başarılarına odaklanmaktır, kişiliğiyle ilgili özelliklere değil. Örneğin, çocuğunuz odasını toplarken, ona odasının düzenli olması için çaba gösterdiği ile ilgili bir yorum yapmak ve odasının ne kadar güzel göründüğünü söylemek, “iyi bir çocuk” olduğunu söylemekten daha etkilidir.

Etkili dinlemeye benzer olarak, cesaretlendirme yaparken kullandığınız kelimeler çocuğu yargılamamalı, bunun yerine çocuğun çabalarına ve başarılarına ayna olacak şekilde gerçekçi bir resim çizmelidirler. “İyi, kötü, çirkin, harika, vb. gibi” değerleri ve yargıları içeren kelimeleri kullanmamaya özen gösterin. Çünkü belirli değerlerle ve yargılarla yüklü bu kelimeler çocukları “başkalarını memnun etmeye” ve “onların onayını kazanmaya” yönlendirirler. Bu tutumun uzun dönemdeki sonuçları ise özgüvenlerinin başkalarının onayına ve kabulune bağlı olarak gelişmesidir. Yargı yüklü bu tip kelimeleri kullanmayı engelleyerek, çocuğunuzun kendiyle ilgili olumlu imaj geliştirmesine ve gösterdiği çabaları takdir etmesine yardımcı olabilirsiniz. Yalnızca çocuğun neler yapabildiğini gördüğünüzü ifade etmeniz, onlara kabul edildiklerini ve yetenekleri olduğunu inandırır.

Yorumlarınızı ifade edin ki çocuk kendisiyle ilgili olumlu sonuçlara varsın. Örneğin, Ali babasına evdeki bir tamir işinde yardım etmek ister. Bu arada ağır bir eşyayı kaldırmaya çalışır.

Baba: Bu sandalye çok ağır. Kaldırmak çok zor, ama sen kaldırabildin.
Kağan: (gururla) Ben kaldırdım!
Baba: Bu oldukça güç ister.
Kağan: Ben zaten güçlüyüm.

Bu örnekte baba işin zorluğu ile ilgili yorum yapar ve aralarındaki diyaloğun sonunda çocuğun kendi gücü ile ilgili sonuca varan kendisi olur. Bu örnekte olduğu gibi anne babaların çocukla kurdukları iletişim şekli onun kendiyle ilgili algısını oluşturmada çok önemlidir. Bu iletişimle, çocuklar kendileriyle ilgili sonuçlara vararlar. Eğer babası ona “sen çok güçlüsün” deseydi, Kağan “o kadar da değil” diyebilirdi.

Cesaretlendirmenin iki kısmı vardır:
1. kullandığımız kelime
2. çocuğun vardığı sonuç

Kelimelerimiz çocuğun çabasını, başarısını, yardımını, düşüncesini, ya da yaratıcılığını takdir ettiğimizi ifade etmelidir. Kelimelerimiz öyle bir şekilde düzenlenmeli ki çocuk kendi kişiliğiyle ilgili olumlu ve gerçekçi bir sonuca varbilmeli. Kelimelerimiz çocuğun kendiyle ilgili olumlu bir resim çizmesine yardım edebilmeli.

Cesaretlendirme yaparken şu 5 adımı izleyin:

1. Gördüğünüzü anlatın.

Anne: Toplu bir yatak görüyorum ve kitaplar düzenlice rafa dizilmiş.

2. Nasıl hissettiğinizi anlatın.

Anne: Bu odaya bakmak çok hoş.

3. Çocuğun hoşunuza giden davranışını bir kelimeyle özetleyin.

Anne: Kalemlerini, kitaplarını toplamışsın ve yerlerine koymuşsun. Odan çok düzenli görünüyor.

Çocuğunuzun çabasını farkettiğinizi ve ona kabul gösterdiğinizin ifadeleri:

“Bundan hoşlanmana sevindim”
“Bununla bu şekilde başa çıkman hoşuma gitti”
“Bu işin üzerinde gerçekten çok çalıştın”
“Buna oldukça zaman ayırıyorsun”

Özet olarak, cesaretlendirme şunları kapsamalı:

1. Çocukları olduğu gibi kabul etme, kabul etmek için şartlar koymama.
2. Davranışın olumlu taraflarını gösterme (“Bununla başaçıkma yolun hoşuma gitti”)
3. Çocuğunuza inandığınızı göstermek ve böylece o da kendine inanacaktır (“Biliyorum ki sen ve kardeşin bunun üstesinden gelebilirsiniz”)
4. Ondan başarı göstermesini istemek yerine, çabasını ve cesaretini farkedin.
5. Katkılarını takdir edin.

Uzm. Psikolojik Danışman Filiz Çetin

ALIŞVERIŞ BİR BAĞIMLILIK HALİNE DÖNÜŞÜRSE

İlginç bir konu olduğunu düşündüğüm için paylaşmak istedim , farkında olmadan yaptığımız alışverişeleri eğer abartıyorsak, sanırım bizim bir sorunumuz var , en azından bu yazı bunun bir olasılık olduğunu söylüyor ,bence okumaya değer..

Alışveriş yapmak kimisi için bütçesi yettiğince ihtiyaçlarını karşılamak, kimisi için ihtiyacı olduğundan fazlasını almamaya özen göstermek, kimisi içinse üzüntü ve sıkıntılıyken kendini daha iyi hissetmek için bir oyalanma seklidir. Yalnız, eğer kişi kendini her kızgın, üzüntülü, kaygılı, stresli ya da yalnız hissettiğinde aşırı para harcıyor veya alışveriş yapıyorsa, harcadığı paranın miktarı yüzünden ailesi ve çevresi ile sorun yasıyorsa, kredi kartları yanında olmadan kendini kotu hissediyorsa, nakit para yerine kredi kartı kullanıyorsa, para harcadıkça kendini rahatlamış hissediyor ve sonrasında da utanç ve pişmanlık hissediyorsa alışveriş bağımlılığının sinyallerini veriyor olabilir. Alışveriş bağımlılığında en önemli kriterlerden bir tanesi kişinin para harcarken sonuçlarını gözerdi ederek kendini kontrolden cıkmış hissediyor olması ve bu davranışını kontrol altına almayı başaramıyor olmasıdır. Alışveriş bağımlılığının altında yatan temel sebeplerden bir tanesi kişinin problemlerinden kaçmak istemesi ve hayatinin gerçekleri ile yüzleşmek istememesidir.

Yapılan araştırmalar, alışveriş bağımlılığının toplumun ne kadar bir bölümünde olabileceğini netleştiremiyor. Bunun temel sebebi ise pekcok kişi alışveriş bağımlılığının bir problem olabileceğini düşünmediği için profesyonel yârdim almıyor. Profesyonel yârdim talep edilmediği için istatistiklerin çıkartılması da mümkün olamıyor. Yalnız araştırmalar, alışveriş bağımlılığının kadınlar arasında erkeklerde nazaran daha yaygın olduğunu öngörüyor.

Alışveriş bağımlığı olan bazı kişiler ayakkabı, giysi, mutfak aleti gibi belirli şeylerden ihtiyacı olmadan pek çok adet alırken, bazı alışveriş bağımlıları ise birbirinden farklı pekcok şeyi alabilir. Diğer bir deyişle onlar için para harcayacakları herhangi birsek satın almak yeterli olabilir. Bazen aldıkları şeylerin farkında bile olmayabilirler. Dolapları üzerinde hala etiketi duran pek çok kıyafet, hiç giyilmemiş pek çok sayıda ayakkabı ya da hiç kullanılmamış pek çok ev eşyası ile dolu olabilir.

Alışveriş bağımlılığı depresyon, kaygı bozuklukları, kişilik bozuklukları ve diğer bağımlılıklarla(yeme bozuklukları, madde ve alkol bağımlılığı gibi) ile ayni anda görülebilir.

ALIŞVERİŞ BAĞIMLILIĞINDAKİ ÖNEMLİ NOKTALAR

Bütçenin üzerinde para harcamak: Her insan zaman harcamaları sırasında bütçesini asıp ekonomik anlamda kendini sıkıntıya sokacak duruma gelebilir. Yalnız bir daha ayni duruma düşmemek için harcamalarını kontrol altına almaya çalışır. Oysa alışveriş bağımlılığı olan kişiler bütçe kontrolünü gözerdi ederek durmadan ayni problemle karşı karşıya kalırlar.
Aşırıya kaçmak: Alışveriş bağımlılığı olan kişilerde çok sık rastlanan bir davranış sekli de 1 çift ayakkabı almak için dışarı çıkıp 3-4 çift ayakkabı veya torbalarca giysi ile eve dönmektir.
Ciddi bir problemdir: Zaman insanların ihtiyaçlarına Gore alışveriş miktarları da artabilir. Özellikle de yılın bazı zamanlarında.(Bayram, yılbaşı, vs gibi) oysa alışveriş bağımlılığı devam eden bir problemdir. Yılın her zamanı özel bir zaman olsun ya da olmasın kronikleşmiş bir para harcama veya alışveriş durumu mevcuttur.

• Problemi gizlemek: Alışveriş bağımlılığı olan kişiler ne kadar harcadıklarını, ne aldıklarını ailelerinden, özellikle de eslerinden gizlemeye çalışırlar. Alışveriş bağımlılığı çoğu zaman esler arasında problemlere, ayrılıklara sebep olabilir.
• Kısırdöngü: Alışveriş bağımlılığı olan pek çok kişide zaman alışveriş sonrası hissedilen suçluluk duygusu para harcama dürtüsünü tetikleyebilir ve kişinin daha fazla para harcamasına zemin harcayabilir. Böylece suçluluk duygusu ile alışveriş yapma dürtüsü birbirini takip eder ve içinden çıkılmayacak bir kısırdöngü haline gelir. Bazen de kişi o suçluluk duygusuyla aldıklarını geri iade edip parasını geri alır, fakat bu problemin ortadan kalktığı anlamına gelmez.
• Yıpranan iliksiler: Aşırı para harcamaktan kaynaklanan problemler esler arasında ve aile içinde iliksilerin yıpranmasına sebep olabilir. Bunun yanısıra kişi zamanının çoğunu alışveriş yaparak geçirdiği ve düşüncesinin büyük bir kimsini bir şeyler alma düşüncesi kapladığı için sosyal ortamından kendini izole edebilir. Sosyal cevreden uzaklaşmak kişinin çevresi ile olan iliksilerine zarar verebilir.

Alışveriş Bağımlılığından Kurtulmak İçin

Alışveriş bağımlılığından kurtulmak için psikolojik destek, bireysel ve gurup tedavi, aile ve arkadaş desteği oldukça önemlidir. Bunun yanısıra alınabilecek kişisel önlemler şunlardır:
• Eğer böyle bir bağımlılığınız olduğunu düşünüyorsanız daha çok nakit para ile alışveriş yapmaya yönelin, böylelikle ödeyemeyeceğinizin üzerinde kredi harcamamış olursunuz
• Bir alışveriş listesi yapın ve o listedekiler dışında birsek almamaya özen gösterin
• Alışverişe yalnız çıkmamaya özen gösterin. Yanınızda sizi frenleyecek birilerinin olması oldukça önemli.
• Kendinizi kotu hissetisiniz ve iyi hissetmek için alışveriş yapma ihtiyacı hissetisiniz anlarda yürüyüşe çıkın veya egzersiz yapın. Yürüyüşe çıkarken yanınıza para ya da kredi kartı almamaya özen gösterin.

Uzman Danışman Psikolog

Feyza Bayraktar

26 Temmuz 2009

KEDİ FİGÜRLÜ KUTU


Bunun ne işe yaradığını bilmiyorum, galiba bir kutu :) hatta ilk bakışta acaba bir bahçe çitimi diye düşünmedim değil :) Paylaşma nedenim ise, bana çok sevimli gelmesi..

NOT DEFTERİNİ KENDİN YAP














Disket kullanılarak yapılmış bu not defterlerini internet'te satışa sunmuşlar.Kendimiz yapabilecekken para ile almanın bir anlamı var mı ?
Annem onu düşünüyormuş ;)

Dua :)

Geldimmmm ...neredeydin ki diyeceksin :) teknik bir arıza nedeni ile ADSL bağlantımız yoktu.. şükür geldi de kavuştuk ;)

Bak sana ne göstereceğim burada 2 yaşındayım :) annem eski cd leri karıştırırken bulmuş bunu ben o zamanları hatırlamıyorum tabi ama :) Dua hala ezberim de ;)


video

22 Temmuz 2009

İŞTE BENİM ÖYKÜM ..

TNT Ekspres, Avrupa ülkelerine göre okuma oranının çok düşük olduğu Türkiye’de çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırmakta kararlı.
İşte Benim Öyküm yarışması
ile yeni masal kahramanları sahneye çıkıyor.

“İşte Benim Öyküm”, TNT Ekspres’in Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Zeytinburnu Şubesi ile birlikte 9 yıldır gerçekleştirdiği ve büyük ilgi gören “TNT Ekspres Bilgi ve Kültür Taşıyor” kitap toplama kampanyasının devamında 2 senedir düzenlenen bir öykü yarışması.

7-10 ve 11-14 yaş grupları arasında yapılan yarışmanın amacı kampanya ile kitap ulaştırılan okullardaki öğrencilerin, bu kitaplardan esinlenerek kendi hikayelerini yazmalarını sağlamak.

Jüri üyeliğinde; TNT Ekspres Türkiye Genel Müdürü Turgut Yıldız, ÇYDD Zeytinburnu Şubesi Müdürü Sema Murat, Gazeteci Nora Romi, Psikolog İrem Akduman ve Çocuk Kitapları Yazarı Gülsevin Kıral vardı.

Yarışmada dereceye giren öğrencilere lise eğitimleri sonuna kadar eğitim bursu verilirken birinci olan öğrencilerin okullarına da bilgisayar hediye edildi.